KOCAELİ GERÇEK HABER SİTESİ -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Eski Ak Parti’li Bakan’dan,Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarına açık mektup…

Eski Ak Parti’li Bakan’dan,Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarına açık mektup…
  • 30.03.2017
  • Eski Ak Parti’li Bakan’dan,Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarına açık mektup… için yorumlar kapalı
  • 379 kez okundu

IMG_3341

 

2007’den 2013’e kadar AKP hükümetinde Kültür ve Turizm Bakanlığı görevini yapan Ertuğrul Günay, “Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarıma açık mektup” başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

Günay’ın yazısı şöyle:

Anayasa değişiklikleri konusunda yapılacak ‘halk oylaması’na (referanduma) 15 gün kaldı. Türkiye, ilk kez, bu kadar gergin ve kavgalı bir oylamaya gidiyor. Oysa, anayasa referandumu siyasal taraflılıkla, hele bağnazlıkla yapılacak, kıran kırana bir seçim yarışı değil. Karşı tarafı karalamak, suçlamak, aşağılamaya, yok saymaya çalışmak yerine, tam tersine, ikna etmeye, kazanmaya, uzlaşmaya çalışılması gereken bir demokratik yarış.

Anayasalar, -adı üstünde- bir siyasi parti programı değildir. Farklı görüşlerdeki tüm yurttaşların güvencesi altında yaşayabileceği bir ‘ana-hukuk’ metnidir. O nedenle, bu ana-hukuk metni ile ilgili hazırlığın, görüşmelerin, oylama ve kabul sürecinin de toplumu bölmemesi, mümkün olduğunca birleştirmesi, bütünleştirmesi gerekir.

Sonuçta, hangi görüşte olursak olalım, hepimiz bu ana-yasanın çizdiği hukuk çerçevesinin içinde yaşayacağız. Bu çerçevenin içimize sinmesi, adaletini hiçbirimizden esirgemeyecek, haklarımızı teminat altına alacak şefkatli bir ana kucağı gibi benimsenmesi barış ve bütünlük için çok önemlidir.

Adalet ve Kalkınma Partisi, 2002 sonundan bu yana, yaklaşık 15 yıldır tek başına ülkeyi yönetti. İlk iki dönemde yapılanlar toplumun geneli tarafından olumlu değerlendirilmiş olsa gerek ki, 2007 ve 2011 seçimlerinde hem aldığı oy arttı; hem de seçim sonuçları özel bir tartışmaya, itiraza konu olmadı.
Bütün bu dönemlerde Parti’nin seçim bildirgelerinde topluma “çoğulculuğu geliştirmek, parlamenter demokrasinin kuralları içinde cumhurbaşkanının konum ve yetkilerini düzenlemek, demokratik hukuk devletini kalıcı kılmak, ceberrut devlet anlayışına son vermek, hukuku bir baskı ve korku aracı olmaktan çıkarmak” gibi çağdaş ve evrensel yönetim ilkelerine uygun söz ve vaadler verildi.

2012’ye kadar Başkanlığın, hele “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” gibi, dünya hukuk literatüründe ciddiye alınması söz konusu olmayan, bizi evrensel hukuktan ve medeni dünyadan koparacak “Türk Tipi” garipliklerin adı bile geçmedi.

Ancak, üçüncü seçimin de artan oylarla kazanılmasından sonra, baştan beri yapılan vaadler gündemden kalktı. Parlamenter demokrasi yerine Başkanlık, kuvvetler ayrılığı yerine, demokrasiye son vermek anlamına gelen “kuvvetler birliği/ tevhidi kuvva”, denetim ve şeffaflık yerine, denetimden kaçınma ve savurganlık, halka yakınlık ve tevazu yerine, ‘devlet benim’ kibri ve görüntüsü, söylemi, niyeti ortaya çıktı.

O tarihten bu yana da, “balık baştan kokar” özdeyişine uygun olarak ülkede, başta yönetim olmak üzere, çok şey bozuldu. Güven ortamı ve güvenlik ortadan kalktı. 2002’den 2012’ye süren ve her alanda olumlu yansımaları görülen ekonomik ve toplumsal istikrar bozuldu. 2014’ten bu yana seçimler tartışmalı olmaya başladı; genel seçim sonuçları yok sayılıp ülke yeniden seçime, en yüksek oyu almış genel merkez yönetimleri başarısız sayılıp Parti yeniden kongreye, durduk yerde Hükümet, Başbakan değiştirilmeye sürüklendi.
Şimdi, bozulan istikrarı sözde toparlamak adına, Parti’nin 2002’den 2012’ye kadar topluma verdiği sözlerin, yaptığı vaadlerin, hatta en yetkili sözcülerinin diliyle ettiği yeminlerin rağmına, yeni bir paket dayatılmaya çalışılıyor.

Sadece Başbakanın değil, Bakanlar Kurulu’nun bile olmayacağı, halkın seçtiklerinin icrada görev alamayacağı, tüm yetkilerin tek başına ve sadece cumhurbaşkanında toplanacağı, cumhurbaşkanına da, -bugünkü gibi TBMM Başkanının değil- seçime bile girmemiş birinin vekalet edip onun yetkilerini kullanacağı, dünyada eşi olmayan bir model anayasa diye kabul ettirilmeye çalışılıyor.

Cumhurbaşkanı, cumhurun yani tüm milletin başı olmak gibi üstün ve saygıdeğer bir konum yerine, parti başkanı olarak taraf yapılmaya çalışılıyor. Bu geri gidişi savunmak için kırk yıldan bu yana eleştiregeldiğimiz ‘Tek Parti’ döneminden örnek ve mazeret aranıyor. ‘Cumhurbaşkanı’ sıfat ve makamının yüceliğinin farkında olmayanlar, devletin ve milletin temsilcisi olan tüm ülkenin başını “reyis” diye isimlendirerek bir mahalle kavgasının taraflılığına mahkum etmek istiyor.

Kendi siyasi partilerini onun gücünün ve imkanlarının koruması altına almak isteyenler, bütün partilerin üstünde davrandığı için tüm yurttaşların saygısını kazanmış bir cumhurbaşkanının, ülkenin birliği için ne önemli bir güven kaynağı ve teminat olduğunun farkında görünmüyorlar. Türkiye gibi, kültür, inanç ve etnik köken ayrımları olan bir ülkede ve bu sancılı coğrafyada, ülkeyi böyle bir teminattan yoksun bırakmanın yaratabileceği tehlikeleri görmüyor, görmezden geliyorlar.

Türkiye’yi bu sonu belirsiz sürüklenişten siz, demokratik hukuk devletinin herkes için ne denli önemli ve vazgeçilmez olduğunu yaşayarak bilen, ‘gerçek’ Adalet ve Kalkınma Partililer önleyebilirsiniz.
Siz, geçmiş yıllarda dışlanmanın, ötekileştirilmenin, haksız suçlamalara ve kibirli bakışlara maruz kalmanın mağduriyetlerini yaşadınız. O nedenle hukukun, çoğulculuğun, insan haklarının, kuvvetler ayrılığına dayalı demokrasinin, herkes için ne denli önemli olduğunu yaşayarak biliyorsunuz. Dün size yapılmasının acılarını yüreğinizde yaşadığınız, haksızlığına isyan ettiğiniz hukuksuzlukların, ülkemizde kalıcı bir düzene dönüşmemesi, bu kez sizin demokrasiye cesaret ve kararlılıkla sahip çıkmanıza bağlı.

Ödeyeceğiniz bir bedel de yok. Partiniz iktidarda ve iktidarda kalmakta devam edecek. Üstelik erginliğini, kendini yönetebileceğini ve siyasal olgunluğunu kanıtlamış olacak. Hatta, sizin seçtiklerinizin yerine, kim olduğunu bilmediğiniz birilerinin Bakan olmasının önüne geçerek, AK Parti’yi, sözde iktidarda, ama icradan tasfiye edilmiş olmaktan bile korumuş olacaksınız.

Geçmişte, -28 Şubat’ta, 27 Nisan’da, benzer badirelerde- çoğulculuk ve özgürlükçülüğün erdemine inandıkları için, cesaret ve kararlılıkla hukukunuzu savunmuş olanlar, demokrat, liberal, demokrasi için size güvenmiş bir dolu insan şimdi ağır bedeller ödüyorlar.
İyi yaptıklarınızı destekledikleri için en yakınlarıyla kavgalı hale gelenler, yanlış yaptıklarınızı eleştirince, hiçbir vefa duygusu taşımayan acımasız davranışlara maruz bırakıldılar.

Bir kısmı mahpus ya da sürgündeler; çoğu işinden, ekmeğinden, kaleminden yoksun bırakılmış, ‘öz yurdunda garip” gibiler, “öz vatanında parya!’

Uğradıkları bütün bu kişisel haksızlıkların hepsinden daha hüzün verici olan da, ülkenin ‘görünüşte’ mütedeyyin, muhafazakar kesimlerinden demokrat, değişimci, yenilikçi bir siyaset anlayışı çıkacağı umuduyla size verdikleri destekte yaşadıkları yanılmışlık, aldanmışlık duygusu. Böyle bir umudun gerçek olamayacağını söyleyen eski siyaset anlayışlarının -ne yazık ki- haklı çıkmış görünmesi, yenilmişlik, daha da vahimi aldatılmışlık duygusu.

Ülke için en büyük talihsizlik ve bu insanlar için en ağır olan da bu!

Oysa, 2011 Seçim Bildirgesinde ne de güzel yazıyordu: “Ne aldanan, ne de aldatan olmadık.”(s.29)

Bu mektubu, içimde derin hüzün duyguları taşıyarak yazıyorum.
Yaşamım boyunca bu ülkede halkın değerleriyle kavgalı olmayan saygılı bir siyaset dilinin doğru ve başarılı olacağına inandım. Bu inancım yüzünden, ‘halka rağmenci/ seçkinci’ siyaset anlayışlarıyla hep görüş ayrılıkları, giderek yol ayrılıkları yaşadım.

Son yıllarda gördüklerim, iktidarları uzun süren bütün partilerin zamanla birbirine benzediği, kökü, kökeni, başlangıçtaki niyeti ne olursa olsun, bir süre sonra halktan uzaklaştığı, devletleştiği, devlet sırtından zengin olanların tuzağına düştüğü ve siyaseti bir kişisel zenginleşme aracına dönüştürdüğü oldu.

Bu alanlarda gördüğüm yanlışlara, örneğin daha 2009’da siyasi davaların haksız ve gereksiz boyutlara uzanmasına, sonra rant açlığının saldırganlığına, tarihe duyarsız dikey yapılaşmaya, Gezi Parkının betonlaştırılmaya kalkışılmasına, Suriye kirli savaşında taraf olmanın yanlışlığına ve daha birçok yanlışa yerinde ve zamanında karşı çıkıp uyarmaya, önlemeye çalıştım. Burada yazamayacağım daha önemli uyarılarım da oldu.

Ne yazık ki, bu uyarılarımın hemen tümünde haklı çıktım. Ancak burada da gördüğüm, haklı uyarılara kulak vermenin değil, “doğru söyleyeni dokuz köyden kovmanın” her güç sahibi için kolay ve geçerli yol olduğu oldu. Uyarılarımın dikkate alınmamasının sonuçlarını yaşıyor, bedellerini sadece Parti olarak değil, ülke olarak ödüyoruz.

Şimdi ve bu defa kamu oyu önünde Adalet ve Kalkınma Partisinde tanıdığım iyi niyetli, başkalarının hak ve hukukuna saygılı, çoğulculuğun erdemine inanan, demokrat ve dürüst arkadaşlarıma içtenlikle seslenmek istiyorum.

Hangi niyetle hazırlanmış olursa olsun, demokrasiyi rafa kaldırmak anlamı taşıyan bu sürüklenişten ülkenin kurtulması sizin elinizde. Bugünkü muhalefetin bunu önlemeye -niyeti olsa da- güç ve takatleri yetmez, yetmiyor. Bu sürüklenişi ancak sizin sağduyulu direnişiniz, sakin, vakur ve kararlı davranışınız önleyebilir.

Adalet ve Kalkınma Partisini tek parti dönemlerinin kavram ve uygulamalarına sürüklenip tükenmekten de, tarih önünde sıradanlaşıp gitmekten de siz kurtarabilirsiniz.

Bu ülkenin demokratları, özgürlükçüleri ağır bedeller ödeyerek defalarca demokratik hukuk devletini ve sizin hukukunuzu korudular. Bu kez sıra sizde, hem de hiç bir bedel ödemeden, yola çıkarken bu ülkeye vadettiklerinizi, hukuk devletini, çoğulcu demokrasiyi, Meclisi, milleti, Türkiye’yi koruma

İçinde bulunduğumuz kutlu ayların ve günlerin tüm insanlığa ve ülkemize hayırlar getirmesini dilerim.

İnsan, bildiğiniz gibi, ancak iyi şeyler yaptığı, Hakkı, iyiyi, doğruyu öğütlediği ve doğruda direndiği kadar insandır.

Saygılarımla.

 

 

Etiketler: / / / / /

CHP “İSTİFA” dedi…
Ankara’da 9 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan tren kazasıyla ilgili  bir gazetecinin sorusuna “Sinyalizasyon sistemi demir yolu işletmeciliği için olmazsa...
CHP Üst düzeyden Mehmet Tüm’ü ziyaret ederek VEFA’ya VEFA gösterdi…
CHP’den VEFA’ya  VEFA… Eski Balıkesir CHP milletvekili ve PM üyesi Mehmet Tüm 19 Kasım 2018  sabah saatlerinde CHP Edirne milletvekili ...
MHP Gebze Belediye Başkan Adayı Serap Çakır :  Üç hilalli bayrağımızı Gebze Belediyesi’ne dikeceğiz,Gebze kazanacak.
MHP Gebze Belediye Başkan Adayı Serap Çakır, partililer tarafından meşalelerle karşılandı. MHP Gebze Belediye Başkan Adayı Serap Çakır, Beylikbağı Bölge Başkanlığı...
Yargıtay, ‘kadının o saatte ne işi var’ savunmasına indirim yolunu kapattı..
Yargıtay 14’üncü Ceza Dairesi, halk otobüsüne 23.00’te binen kadına tecavüz edip çıplak fotoğraflarıyla tehdit eden şoför İbrahim Tuncay’a verilen 34...
Bilim insanları yaşlanmaya çare arıyor.Peki insan ömrü ne kadar uzatılabilir?
Dünyanın her köşesinde bilim insanları yaşlanmaya çare arıyor.Bunun için üç boyutlu yazıcılarda organ üretiminden vücuttaki mikrobiyomu değiştirme yoluyla yaşlanmayı önlemeye...
Gürsel Tekin : Kesinlikle Kazanıyorum,iddiam somut verilere hesaplara dayanıyor…
CHP ile İYİ Parti’nin yerel seçimlerde işbirliği için el sıkışmasının ardından gözler CHP’nin İYİ Parti’nin aday çıkarmayacağı Ankara ve İstanbul’da...
Başka bir ülkeye göç etmek isteyenlerin oranı artıyor..
  Avrupa’da 2015 yılında göçmen krizinin ortaya çıkması birçok ülkede derin siyasi çalkantılara yol açtı. Özellikle Almanya ve Avusturya’da göçmen...
Almanya’da 2018  yılın ilk 9 ayında Müslümanları hedef alan 578 suç işlendi, 40 kişi yaralandı
Almanya’da 2018’in ilk dokuz ayında Müslümanları hedef alan 578 suç işlendiği ve 40 kişinin yaralandığı bildirildi. Suçlar arasında yaralamanın yanı...
Kemal Kılıçdaroğlu, Flormar işçilerini ziyaret etti : Kadınlar bir şeye itiraz ediyorlarsa, mutlaka sonucunu alırlar..
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkartılan ve 213 gündür fabrika önünde eylem yapan işçilere destek ziyaretinde...
Merkez Bankası faiz indirimine gitmedi.!!
Merkez Bankası, yılın son PPK toplantısında faizlere dokunmadı. DW Türkçe’ye konuşan uzmanlara göre, MB bu adımıyla hükümet açıklamalarının aksine enflasyonda...
Bahçeli : Kazaya neden olan hususlar açığa çıkarılsın..
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara’daki tren faciasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Twitter hesabından açıklamalarda bulunan Bahçeli şunları kaydetti: “Bugün sabah erken saatlerde...
Kılıçdaroğlu gününü işçilere ayırdı,önce DİSK ardından Gebze’de…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bugün Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu ve Flormar işçilerini ziyaret edecek. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 13...
Pentagon : Fırat’ın doğusuna yapılacak herhangi bir askeri harekat kabul edilemez…
ABD Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik tek taraflı herhangi bir askeri harekatın endişe verici ve kabul edilemez olduğu...
Akşener-Kılıçdaroğlu anlaştı :Türkiye  Bahar’ı yakalayacak,güzel şeyler olacak…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ortak açıklama yaptı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu...
Savaş “sağlık sorunudur”diyen  hekimler,hakim karşısına çıkacaklar…
TSK’nın Afrin operasyonu sırasında “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” açıklamaları nedeniyle haklarında dava açılan TTB yöneticileri 27 Aralık’ta hakim karşısına...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ